Üçgen projesinin küratöryel ve kavramsal çerçevesi Derya Yücel tarafından oluşturuldu. Aynı zamanda projenin yürütücülüğünü üstlenen Yücel, bu yapı ile sanatçı, küratör ve koleksiyonerler arasında sürdürülebilir bir diyaloğun ve üretime dayalı bir işbirliği modelinin kurulmasını hedefliyor.
Her “üçgen”; bir bağımsız sanatçı, bir küratör ve bir koleksiyonerden oluşuyor. Her bir üçlü, sanatçının üretim pratiği etrafında birlikte düşünüyor, seçiyor, geliştiriyor ve sunuyor. 2025 edisyonunda projeye katılan isimler arasında sanatçılar Rozelin Akgün, Şafak Şule Kemancı, Sinem Dişli; koleksiyonerler Banu Çarmıklı, Kına Demirel ve Leyla Pekin; küratörler Dicle Beştaş, Melis Golar ve Nergis Abıyeva yer alıyor. Sergi, her sanatçının pratiğine ayrıştırılmış mekânsal bölümlerle yer verirken, bu alanlar küratörlerin düşünsel çerçevesi ve koleksiyonerlerin vizyon metinleriyle destekleniyor. Böylece izleyici, farklı üretim yaklaşımları arasında dolaşırken her bir sanatçının evrenini kendi bütünlüğü içinde deneyimleyebiliyor.

Şafak Şule Kemancı, bitki, mineral, insan ya da hayvan olma hâlleri arasındaki sınırların akışkanlaştığı erotik bir queer ekosistem hayal eder. Yapay ile doğal arasında, gerçek ve hayal arasında arzunun, coşkunun kucağına bir yolculuktur bu.
Özellikle Ortadoğu coğrafyasında kadınlara bereket doğurganlık, zarafet ve güzellik atıflarıyla çiçek isimleri verilir. Kadınlara çiçek isimleri verilmesi aslında bir tür evcilleştirme çabasıdır. Kemancı Üçgen projesinde yer aldığı yapıtlarla çiçeklere atfettiği çoklu anlamları dişil arketipleri kurduğu türlü oyunlarla yıkıyor. Tabu olan cinselliği ve bedeni korkusuzca temsil ederek, tüm türlerde birleşen bir coşkuyla kutluyor. Cinsiyetsiz, asi fakat naifliği elden bırakmayan bir dil kuruyor. Bunu malzeme ve teknik seçimleri ile de görünür kılıyor. Heykelde süregelen eril malzeme sanatçının eserlerinde yumuşar, akışkan bir hal alırken ötelenen geleneksel malzeme ve yöntemleri dişil tercihler olarak kabul edilen teknikleri yücelten bir üslupla sanatının merkezine koyuyor.

Galerinin en dip köşesinde ortada yerini beğendiği besbelli, coşkuyla büyüyen bir ev bitkisi, bir tür skulent görünür. Bu ilk bakışta; kendi halinde kök salmaz, toprağın derinliğine ulaşmaz; saksıya hapsolmuş kökleri ile iddiadan uzak, olduğu yerde salınan bir bitkidir. Sahip olduğu renkler ve doku; tatlı, yumuşak ve kadifemsi bir şeftali gibidir. Oysa bu Kemancı’nın izleyiciye onları bitkinin yakınına çekmesi için kurduğu bir tuzaktır. Kırmızı uzun tırnaklarıyla yerinde duramadığı her halinden belli olan bu çatlak şey, insan ve bitki karışımı bir hibridliğe bürünür. Gördüğümüz, skulentin fışkıran kolları mı yoksa bir dolu parmağın saksıdan çıkması mı, bu artık izleyicinin yorumuna açıktır. Aslında insan bedeninin de sadece kendi dünyasında varolmayabileceği, başka bir devinimde yeniden düşünebileceğinin de bir hatırlatmasıdır. Ondan beklenen domestikliği tüm normlara karşı aşan betonu delip fışkıran, bulaşan ve varlığını hissetiren bir mevcudiyet sunar. Öyle ki; bu abartılı performans; tüm “fazlalık”larıyla patriyarkanın düzenine uymayan, norm dışı yakınlıklar, bahsedilmeyen hazlar ve arzuların geçirgenliğine de göz kırpar. Tırnaklar içgüdülerin bir uzantısıdır; sarar, çağırır ve tesir eder; ürperticiliği onları baştan çıkarıcı bir queerlik ve güçlü bir feminizimden alıkoymaz.

Kemancı geleneksel cam altı tekniğini gündeme getirdiği serisinde bir kez daha sakin, masum ve tekrarlı çiçek motiflerinin ardına insan ve bitki bedenlerinin ayrıntısını gizler. Kemancı, farklı kişilerin vulva renklerinden referansla oluşturduğu bu bahçeyi; çoğalan, birbiri içine geçen, kendi varlığını nazikçe ama asil bir biçimde temsil eden çiçeklerle ifade eder.
Gül güzel ve narin olması yanında dikenleri ile kendini koruyan acıyı ve arzuyu aynı bedende taşıyan bir çiçektir. Kemancı insana atfedildiğinde bu isim ve tüm diğer temsilcilerinin taşıdığı kültürel, tarihi veya edebi tüm anlamlarıyla bir güncelleme yapmaya davet ediyor, bize bu manaları direncin, dönüşümün, çoksesliliğin bir imgesi olarak da algılamanın imkanlarını açıyor.
Eylül 2025
T. Melis Golar
Sanatçılar: Rozelin Akgün, Sinem Dişli, Şafak Şule Kemancı
Derya Yücel’in, sanatçıların ve Rast Galeri’nin izniyle, Üçgen, İstanbul, 2025
Fotoğraflar: Nazlı Erdemirel
Daha fazla bilgi için: https://www.instagram.com/rast.gallery
Basında çıkanlar: https://www.unlimitedrag.com/post/sanatci-kurator-ve-koleksiyoner-arasinda-yeni-bir-ekosistem